Blogspot'a üye misiniz?

14 Şubat 2010 Pazar

Bir Şişe Altın Lütfen

Bu şişenin içinde parfüm olduğunu düşünüyoruz. Hayır. Bu şişenin içinde su var ve bu şişeye sahip olmak istiyorsanız da 24 bin doları gözden çıkarmanız gerekiyor. Neden mi? İtalyanlar, 24 ayar altını damıttı ve suya karıştırarak şişeledi. Exousia Luxury firmasının piyasaya sürdüğü bu su, yaşlanmayı yavaşlatıyor. Kullanım şekli yaşa ve bedenin durumuna göre değişebiliyor. Kimilerine haftada bir basrdak tavsiye edilebiliyorken, kimilerine üç bardak...

Sahip olmak ister miydiniz? (!) :)

11 Şubat 2010 Perşembe

Burberry Defilesini 3d Teknolojisiyle İzleyin



Burberry, sonbahar - kış 2010/11 bayan giyim defilesini New York, Paris, Dubai, Tokyo and Los Angeles’ta 3D olarak yayınlayarak bir ilki gerçekleştirecek. The Burberry Autumn Winter 2010/11 bayan giyim defilesi , Londra Moda Haftası kapsamında,23 Şubat 2010 tarihinde, Londra saatiyle 16.00’da, The Chelsea College of Art‘ta gerçekleşecek.

Özel 3D organizasyonları , Burberry’nin Baş Tasarımcısı Christopher Bailey tarafından tasarlanan özel ekran tasarımlarıyla görüntülenecek. Bu konuda Burberry bu özel üç boyutlu görüntüleme teknikleri kullanan Sky Television ile ortak bir çalışma gerçekleştirdi.Defile haricinde show öncesi yayınlanacak olan kamera arkası, kulis ve kırmızı halı görüntüleri de tüm dünyadan aynı anda izlenebilecek.


NEW YORK 3D canlı yayın Skylight Studios’da

PARIS 3D canlı yayın , Konsept Mağaza “Colette”’de

DUBAI 3D canlı yayın ,The Address’de

TOKYO 3D canlı yayın ,La Fabrique ‘de gerçekleşecek.

LOS ANGELES 3D canlı yayın Tina Brown, The Daily Beast editorü tarafından sunulacak.


Bu şekilde Burberry, 3D teknolojisini kullanarak dünyanın çeşitli merkezlerinde canlı yayın yapan ilk marka olacak. Bu kaçırılmaması gereken bir şov kesinlikle.

Burberry ayrıca tüm dünya çağında defileyi canlı olarak izlemek isteyenleri de unutmuyor.Londra ile eş zamanlı olarak (ülkemizde 23 Şubat 2010, saat 18.00’de) http://live.burberry.com adresinden yayınlayacak. İzleyiciler twitter ve facebooktan da şov hakkında yorumda bulunabilecekler.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Burberry “The Hearts” Koleksiyonu



Hepinizin bildiği gibi sevgililer günü yaklaştı. Bir çok marka sevgililer günü uyumlu konseptlerini sergilemeye başladılar. Bunlardan biri de Burberry'nin “The Hearts” Koleksiyonu.

Ödüllü tasarımcı Christopher Bailey, Burberry’in klasik check desenine getirdiği en son yenilik olan kalp motifleri ile sevgililer gününün büyüsüne uyum sağlıyor. “The Hearts” isimli yeni koleksiyonunda, markanın ayrıcalığı olan check desenine eklenen, aşkın sembolü olan kalp figürleri ile sevgililerin gönlünü kazanmaya hazır görünüyor.
Birçok ünlünün ve modayı yakından takip edenlerin markası olan Burberry,”The Hearts” koleksiyonunda, klasik nova check deseni üzerine açıklı koyulu renklerde eklediği kalp motifleri ile 2010 yılı sevgililer günü hediye seçeneği olarak markanın mağazalarında yer alıyor.


Tasarımları ve sadeliği ile her zaman modaya yön veren Burberry,“The Hearts” koleksiyonunda yer alan, kalpli çantalar, cüzdanlar, kolyeler, anahtarlıklar ve şemsiyelerin yanı sıra Burberry çocukları içinde bu özel koleksiyonda birbirinden güzel kalp motifli ürünler bulabilirsiniz.

5 Şubat 2010 Cuma

Lancôme'un Yeni Yüzü Julia Roberts


Lancôme her kadın üzerinde etkisi olan bir marka ve şimdi de yine kadınlar üzerinde başka bir kadının etkisini bünyesine katıyor. Lancôme, yeni marka elçisi olarak aktris Julia Roberts’ı kullanacak.

Julia Roberts'in yüzündeki ışığı hepimiz biliyoruz. Bu ışık da onu büyük bir aktrist yaptı. İyiliksever biri olduğunu da hiç tereddüt etmeden ününü yardım kuruluşlarına destek olmak için kullanmasından anlıyoruz. Hasta çocukların barındığı dünyanın en geniş merkezler ağı olan Hole in the Wall Gang ve Aids ile savaşan RED Kampanyası gibi.

Lancôme Uluslararası Başkanı Youcef Nabi şöyle diyor: “Dikkat çekici kişiliği ve kariyeri ile Julia Roberts bugünün kadınının amblemi. Olağanüstü yeteneği, parıltısı ve kendini adadığı işler ve kişiliği Lancôme’un değerleri ile muhteşem şekilde örtüşüyor. Markamızı mümkün olan en görkemli şekilde temsil edeceğine yürekten inanıyoruz.”

3 Şubat 2010 Çarşamba

CaCo ile Hakira Bir Röportaj

Geçtiğimiz günlerde pasaj.com'u gezerken harika taçlar görmüştüm. Ama kimindir, kim yapar bilemediğimden sadece bakmakla yetindim. Ancak tesadüfe bakın ki, bu taçların sahibesi Canan Çolakoğlu bana ulaştı. Fırsat bu fırsat iki kelam lafladık kendisiyle ve kısa bir röportaj yaptık. Ürünleri orijinal ve tamamen el emeği. Bu röportajdan sonra eminim ki sizler de birer tane sipariş edeceksiniz. Bayanlar, inanın harika duruyorlar. Özellikle beyler için söylüyorum farklı bir sevgililer günü hediyesi için kalpli tacı tavsiye ediyorum:) Hediyem geldiğinde derhal fotoğrafımı yükleyeceğim.



Vitrin: Canan ismin ünlü ismi gibi :)

CaCo: :)

Vitrin: Canan Çolakoğlu kimdir?

CaCo: 1986 izmir doğumluyum. İlköğretim, lise dönemimi İzmir'de geçirdim. 2006 Pamukkale Üniversitesi Pazarlama Bölümü'nü kazandım ve 2 yıl orda yaşadım.

Vitrin: Peki Canan şimdi ne yapıyor? Gerçi ben ne yaptığını görebiliyorum ama :) Bu güzel emeğine gelmeden çalıştığın herhangi bir yer var mı bölümünle ilgili?

CaCo: Hayır okulum bitmeden bir yerde çalışmayı istemedim. 2 yıllık İzmir ayrılığının acısını da buradaki arkadaşlarımla buluşarak gezerek geçirdim diyebilirim:)

Vitrin: Harika, buradan gezmeyi seven güzel bir bayanla karşı karşıya olduğumu anladım. Peki bu el işi tutkunluğu nereden geliyor?



CaCo: El işiyle ilgili bi becerim olup olmadığını bilmiyordum bile diyebilirim hep almayı tercih etmişimdir :) Ta ki geçtiğimiz yaz izmir Alsancak'ta Aliye diye bir dükkanda çok güzel taçlara rastlayana kadar... Taçların sahibi Nur Toktay diye bir bayan. Hepsi birbirinden hoştu yalnız fiyatlar biraz pahalı geldi ve o günde yanımda yeterli miktar olmadığı için alamadım boynum bükük eve döndüm :) Kafama takıldı tabiki de... Sonra bir kez daha gittim bu kez almak için ablam da yanımdaydı çok pahalı deyince caydım ben de :)

Vitrin:
Haha, işte bir ablalar, bir anneler. Eşin bile değil, babalarla gitmek lazım böyle yerlere.

CaCo: Haklısın :) Sonra düşündüm malzemeler bulunabilcek malzemeler diye Kemeraltı'na gittim başladım araştırmaya. Duvak tülü, toptancılardan taçlar aldım. Ee neyle yapıştırcam derken, üstüne bikaç taş.. Anlayacağın tek bir taç alsaydım başıma takıp çıkmıştım. Çok daha fazla ücret ödedim bunlara :) Kendime yapmaktı amacım başta. Elim titreye titreye diktim yapıştırdım. Tamamen doğaçlama. Yaptıkça keyif aldım hobiye dönüştü.



Vitrin: Ama buradan doğal bir yeteneğin olduğunu anlayabiliyoruz. Mesela en son elime iğne aldığımda ilkokula gidiyordum ve barbi bebeklerime elbise dikmeye çalışyordum :)

CaCo: Yok aslında beceremezdim de annem terzilik eğitimi almış gençliğinde evimizde dikiş makinası da var ama nasıl çalışır bir kere oturmamıştım başına o kadar ilgisizdim, sonra hergün yeni bi taç takmak hoşuma gitti giysime göre kimsede olmayan şeyler.. Eve yorgun gelip oturup rahatlıyordum. Taçların sayısı arttıkça arkadaşlarıma hediye ettim.

Vitrin: Waow kıskandım.

CaCo: Sanada yollarım beğen sen :)

Vitrin: Hahah kaçırmam bunu :)

CaCo: Görenler nerden aldın diye sorunca da iş ticarete dönmeye başladı:)Benim hikayem bu kısaca.

Vitrin: Harika ve bir pazarlamacı olarak gerçekten dikkat eçkici bir isim bulmuşsun. Seni tanıyana kadar ne anlama geldiğini anlamaya çalıştım ama şimdi anladım ki isim ve soy isminin baş harfleri. Peki bu markayı CaCo mu; yoksa Kako mu diye okuyacağız ?

CaCo: Evet çok düşündük aslında. Kako olarak okuyacağız.

Vitrin: Bence çok hoş bir isim olmuş.

CaCo: Sewindim gerçekten beğenmene :)

Vitrin: Pazarlama stratejine baktığımda gördüğüm kadarıyla ürünlerin yalnızca pasaj.com da yoksa başka yerde de var mı?

CaCo: Bir ay öncesine kadar evet sadece Pasaj.com'daydı. Ancak şimdi www.cacostyle.com u açtık. İkisini bir arada yürütüyorum.

Vitrin:
Neden pasaj peki?

CaCo: Nette gezerken rastladım ve üye oldum.

Vitrin: Harika olmuş ürünlerine göz gezdirdim de inanılmaz güzel bir iş çıkarmışsın. Tamamen orijinal, saçımda taşımaktan büyük keyif duyacağım.

CaCo: Çok teşekkürler.



Vitrin: Ancak ben aralarda bere de görüyorum. Sen mi örüyorsun onları?

CaCo: Hayır bereler de şöyle oldu.. Bir komşumuz örüyordu, gördüm bitince ben buna bir şeyler yapayım dedim ve onlara uyucak şeyler tasarladım, bunları siteye koyalım dedim.

Vitrin: Kesinlikle çok iyi bir fikir. Berelere takılı bu çiçekler yani. Yapışık mı yoksa dikili mi?

CaCo: Dikilerek tutturuldu.

Vitrin: Anladığım kadarıyla bu berelere yaptığın çiçekleri kıyafetler için de yapabilirsin değil mi? Elbise, etek , kemer vb...

CaCo: Evet yaz dönemi için badilere, tshirtlere düşünüyorum ayrıca kolyelerde de kullanacağım.

Vitrin: Bir de takılar görüyorum orada?

CaCo:
Onlarda teyzemin ürünleri. 3 yıldır takı kursuna gidiyor.




Vitrin: Aile boyu beceriklisiniz :) Peki Canan ilerde bu ürünleri mağazalarda da görebilecek miyiz? Sence CaCo bir aksesuar markası olabilir mi?

CaCo: Şu an isteğim bu doğrultuda.

Vitrin: Planın ne ilerisi için kısaca?

CaCo: Daha önceki planım bir butikti ama bu butik kendi isteklerimden yola çıkarak tasarladığım şekilde bir etek varsa, ona uygun çorapları da aynı yerde bulunacak gibi bir yer. Yani aldığı ürünü tamamlayacak her şeyi oradan bulabilmeli insanlar.

Vitrin: Umarım en kısa zamanda bu hayalin gerçekleşir ve butiğinin daimi müşterileri arasında olurum. Röportaj için çok teşekkür ederim. Seni tanımak çok güzel.

CaCo: Ben teşekkür ederim vaktini ayırdğın için, çok keyifliydi.

CaCo'nun ürünlerini ayrıca Twitter'dan da takip edebilirsiniz.

Siparişleriniz için Pasaj.

Bu keyifli sohbet için Canan'a bir kez daha teşekkürler.

31 Ocak 2010 Pazar

DESA İstanbul Moda Haftası'nda


Pek çok yerde gördüğümüz Desa markasının çıkış hikayesini biliyor musunuz? Peki şu aralar ne yapıyorlar?

Desa, 1972 yılında tek bir çanta ile başlayan yolculuğuna bugün dünyanın önemli markalarına üretim yapan bir ihracatçı ve Türkiye'de de 66, yurtdışında 2 mağazası ile bir dünya markası olma yolunda ilerliyor.


2008 yılında Londra'da açılan ilk alışveriş merkezi olma özelliğini taşıyan Westfiel Alışveriş Merkezi'nde koleksiyonunu İngizlizlerin beğenisine sunmuştur. Bu Londra mağazasını, 2009 yılında Cidde'de açılan franchise mağazası izlemiştir.



Desa 2008'de bünyesinde köklü değişiklikler yaparak markalaşmaya gitti. Bu aşamada, logosundan, koleksiyonuna kadar bir değişiklik yaptı. Özellikle bünyesine İtalyan modacı Fred Tutino'yu katarak 37 yıllık bir deri markası olarak koleksiyonlarında deri giyim, çanta, ayakkabı, cüzdan, kemer gibi aksesuarlar varken, 2008 yılı itibariyle tekstili de katmışlardır. Bu da önemli bir değişiklik olarak göz dolduruyor. Özellikle 2010 koleksiyonu müthiş. Bu koleksiyonu nasıl izleyeceğiz diyorsanız...

3-6 Şubat 2010 tarihleri arasında düzenlenecek İstanbul Moda Haftası'nda DESA defilesi'de izleyebilirsiniz.

DESA, 2010-2011 Sonbahar / Kış koleksiyonunu İstanbul Moda Haftası kapsamında 5 Şubat’ta yapacağı defile ile sunacak. Meltem Cumbul, DESA tarafından kendisi için özel tasarlanan deri gece elbisesi ile defileye renk katacak. Londra mağazasındaki koleksiyonlar da bu defilede ilk kez sergilenecek.


5 Şubat Cuma günü saat 13:30’da Santral İstanbul’da gerçekleştirilecek defilenin tasarımcısı Fred Tutino, hem Meltem Cumbul için hazırladığı özel tasarımını hem de 2010-2011 Sonbahar / Kış sezon koleksiyonunu sunacak olmanın heyecanını yaşadığını söyledi. 40 ve 50’li yıllardaki kadınsı çizgileri günümüze uyarlayarak 2010 – 2011 Sonbahar – Kış koleksiyonu ile zarif, feminen ve çarpıcı bir “Desa kadını” yarattığını ifade eden Tutino, modern ve zarif duruşu ile Meltem Cumbul’un bu karakteri çok iyi temsil edeceğine inandığını kaydetti.

Uğurkan Erez’in koreografisiyle gerçekleşecek defilenin finalinde ise izleyicileri hoş bir sürpriz bekliyor.

İstanbulluların kaçırmaması gereken güzel bir defile diye düşünüyorum.

Sosyal medyada DESA:
Facebook
Friendfeed
Twitter

27 Ocak 2010 Çarşamba

Çok Fonksiyonlu Tabure



Buna bayılacağınıza eminim. Çok fonksiyonlu bu tabureden derhal edinmem gerek.

Can Onart, Elissa Myres & Bethany Casperite tarafından tasarlanan bu tabureyi kitaplarınızı koyabileceğiniz bir sehpa gibi kullanmadnın yanında, tabure olarak da kullanabilirsiniz. U şeklindeki kıvrilmalar esneyebiliyor. Böylelikle daha fazla kitap koyabilirsiniz. 2 kat keçeden yapılmış bu çok fonksiyonlu tabureyi almak gerek.





20 Ocak 2010 Çarşamba

OyeeDesign ile kendi ayakkabını yarat



Geçtiğimiz günlerde internette dolaşırken keşfettim bu siteyi. İnanılmaz güzel çalışmaları var. Eminim ki siz de çok beğeneceksiniz.

OyeeDESIGN, ürünlerinin tamamını gerçek deri kullanıyor ve uyguladıkları desenleri de farklı bazdaki boyalar kullanarak elde çiziyorlar. Kısacası tamamiyle el emeği, göz nuru ürünler.

Koleksiyon bölümündeki ürünler OyeeDESIGN'ın kendi tasarımlarıdır. Ancak kullanıcıya büyük bir kolaylık sağlayarak, tasarımlarını beğenen ancak ayakkabının renginde ve/veya deseninde değişikler yapmak isteyenlerin de derhal yardımlarına koşuyorlar. Ama daha güzeli var ki bu da benim en sevdiği kısmı olmuş Kendin Tasarla bölümünde sade bir ayakkabıya istediğiniz dedseni çizip gödnerebilirsiniz. Böylelikle kullanacağınız ürün size özel olacak, sokakta kimseyle amiyene tabiriyle pişti olmayacaksınız.

Bu harika tasarımlara sahip olmak isterseniz info@oyeedesign.com'a mail atmanız yeterli.

17 Ocak 2010 Pazar

Oxxo'dan Müthiş Kampanya

Bir süredir Oxxo'yu vitrinler dışında internet üzerinden de takibe aldım. Facebook hayran sayfasından yeni ürünlerini incelediğim gibi Twitter sayfasından da kampanyalardan haberdar oluyordum.

Geçtiğimiz günlerde Twitter üzerinden sordukları bir soruyla doğru yanıt veren ilk 10 kişiye denim verdiler ve bugün de Türkiye'de 10 Oxxo mağazasına saat 16:00'da giden ilk 5 kişiye mont, sonraki 5 kişiye denim, sonraki 5 kişiye ise triko hediye ettiler. Tek yapılması gereken "Oxxo'yu çok seviyorum" şifresini mağaza müdürüne iletmekti.

Kesinlikle çok başarılı bir konsept ve sosyal medya uygulaması. Düşük maliyetle kesinlikle başarılı bir pazarlama politikası izliyorlar. 10 mağazasında 150 kişiye verilen bu hediyelerin ortalama maliyetinin yaklaşık 9.000 TL değerinde parakende satışa tekabül ettiğini hesap edebilirsiniz. Oxxo’nun aynı bedel ile yapacağı bir pazarlama iletişimi aksiyonunun muhtemel sonuçları ile bu uygulamanın sonuçlarını kıyas ettiğimde, Oxxo’nun son derece başarılı bir sonuç almış olduğunu düşünüyorum.

Örneğin 9.000 TL değerinde bir internet mecra kullanımı için öncelikle bannerlar için kreatif ajansa ve sonra medya planlama ajansına verilecek ajans hizmet bedeli ödenmesi gerekecekti. Günlük ziyaretçi sayısı 500 bin olan bir internet sitesinden site geneli bir banner alanından yaklaşık 5 gün yapılacak bir yayın sonrası günlük tıklanma ortalamalarının 400 olacağını düşündüğümüzde yaklaşık 2000 kişi kampanya sitesini ziyaret edecekti. Sonuç bu şekilde olacak olsa dahi öncelikle kadın hedef kitleye doğrudan uygun olan internet site sayısının azlığı ve kampanya sitesini ziyaret etmiş her kişinin marka ile ilgili olmayacağını düşünüldüğünde bu sayıların iyimser olduğu bile söylenebilir.

Aynı zamanda 150 kişi dışında mağazayı 16:00 itibariyle ziyaret eden ve hediye alamamış olsa dahi ürünleri görmek ve satın almak için mağazalarda hazır bulunan müşteri sayısı ile ölçülemez bir memnuniyet yaratmış olduğu gerçeğini de düşündüğümde bu sosyal medya iletişiminin başarısının önemi daha da netleşiyor.

Oxxo’nun Facebook hayran sayfasına şuan 51.000’in üzerinde kişi üye. Bu sayının bu uygulamaların devam etmesi sonrası artacağını da görüyorum.

İşte bugün aldığım mont ve Ankara Karum Oxxo'nun nazik çalışanlarıyla çektirdiğimiz fotoğraflar. Teşekkürler Oxxo ve teşekkürler Karum Oxxo'nun sevgili çalışanları. Nezaketinizle biz sizi çok sevdik.



Fotoğraflar için tıkla.
Related Posts with Thumbnails